| Geyik ve Mizah Geyik, mizah, gırgır ve şamataya hodri meydan :) |
| Tags: fikralar , karisik |
![]() |
| | #11 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| 25 sent Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralarını dolara çevirdi. Bir milyon doları olmuştu. Karısını yanına aldı. Uçağa bindi.. Los Angeles'e uçtular birgün... Uçsuz bucaksız Nevada çölleri üzerinde uçarken, motorda bir arıza belirdi. Las Vegasa zorunlu iniş yapmak zorunda kaldılar. Uçak şirketi görevlileri" Buranın en lüks otelinde, şirketimizin konuğu olarak kalacaksınız. Yalnız bu kentin Las Vegas olduğunu unutmayın. Kumar oynarsanız eğer, kendi hesabınıza.." derler.. "Kumar mı" dedi, Temel, karısına.."Kumardan kazanmayı düsünen kafayı yemiş olmalı... Allah göstermesin.." Ama bir kez şansını denemek için, rulete 500 dolarlık bir fiş atmaktan da kendini alamadı. Arkası çorap söküğü gibi geldi.Temel herşeyini rulet masasında biraktı. Rulet başında nefes almadan geçirdiği saatler sırasında fena halde de sıkıştığını hissetti. Hızla tuvalete koştu. Tuvalet kapıları otomatikti. 25 sentlik bozuk para atılınca açılıyordu. Oysa Temel'de metelik kalmamıştı. Sıkıntı içinde dolanırken, oradan geçen biri, avucuna bi 25 sentlik sıkıştırdı.. Bu konularda deneyimliydi. Temelin başına gelenleri anlamıştı. Temel"çok iyi bir insansınız. Bu iyiliğinizi hayat boyu unutmayacağım. Bana lütfen kartınızı verin. Bu borcumu da size ödeyeceğim" dedi. Kartı aldı, cebine attı.. Tuvalete döndüğünde kapıyı açık buldu. İçeri girdi, rahatladı..Çıktı..Elinde kalan 25 sentle yürürken karşısına, Tek Kollu Canavar çıktı.Parayı deliğe attı, kolu çekti ve bir şangırtı ...Alet boşaldı adeta.. Temel bir kova dolusu 25 sent kazanmıştı. Bunlari fişe çevirdi, rulet masasına döndü..Gerisi peri masalı.. İki saat içinde tam 2 milyon dolari olmuştu. İki ay sonra yeni Kalifornıyalı Temel, boş oturmanın kendisine göre bir iş olmadığını farketti. Elinden gelen tek iş pastacılıktı.Parası da vardı. Bir pastane açtı. Pastaları öylesine tutuldu ki, önce Los Angele'e, sonra Kaliforniya'ya, sonrada tüm Amerika'ya yayıldı,Temel Pastaneleri... Bir kaç yıl sonra, Temel, Amerika'nın en zengin adamları arasına girdi. Temel Pastaneleri'nin onuncu yılı dolayısı ile büyük bir gece düzenlendi. Şirketin en gözde elemanları ile, ünlü konuklar bir araya geldiler. Temel yemeğin sonunda konusma yapmak için kürsüye çıktı.. Tüm başına gelenleri anlattı.. "Bütün bu başarıyı ve bu serveti bir tek kişiye borçluyum. O kişiyi bulana kadar, işte size söz veriyorum, gerekirse Amerika'daki her taşın altına bakacağım.." Şirketin genel müdürü sordu: "Ama Temel bey, size 25 sent borç veren adamın kartını aldığınızı söylemiştiniz... Adı, adresi sizde olmalı zaten.." "Bana 25 sent veren umurumda değil" dedi temel.. "Ben,tuvaletin kapısını açık bırakan adamı arıyorum!.." Temel'in Kedisi Temelin bir kedisi varmış ve hergün düzenli olarak gezmeye çıkartırmış.Birgün yolda karşılaştığı bir arkadaşı: -Ula senun paşka işin yok midur pikmaymusun herkün bu kediyi gezdirmekten? diye sorunca Temel: -KPende piktum ama ne yapayum ha pu kedi pakiredir istemayrum pi de yavrulasın korkayrum salamayrum! demiş. Bunun üzerine arkadaşı: -Ula usağum ha punun kolayi fardur... Penzine pula sal oni yanuna gelmez kedi medi.. Temelin kafasına yatmış bu yöntem bir deneme yapmış bakmış gerçekten yanına kedi falan yanaşmıyor hergün sabahtan salarmış kediyi benzine bulayıp... aksam hava kararınca kedi de eve dönermiş rahat etmiş Temel, taaa ki bir akş am kedi hava kararıpta hala eve dönmeyinceye kadar... Bir telaş bir telaş oraya bak buraya sor yok yok gitti bizim kedi diye düşünürken rastladığı mahallenin çocuğu -ha pen kördum senun kediyi şu ileriki ranpada penzini bitmiş öbür kediler dayanaydu... |
| | |
| | #12 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Boş bardak Fadime ile Temel evlenirler. İlk gece fadimenin dikkatini birşey çeker: Kocası yatmadan içi su dolu bardağı yatağının ucuna koymuştur. Biraz sonra Temel ile Fadime sevişirler, temel bardağı kafaya diker uyur. Birkaç gün sonra temel odaya bir dolu birde boş bardak getirir. Fadime durumu anlamış ve hazırlanmıştır ancak boş bardağı da merak etmiştir. Temele döner; -Uşağım doli bardaği anladik da, boş ne oliyi. Temel; -Haçen bugün canım sevişmek istiyo ama su içmek istemiyoo. Tartı sefası Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Beğenmemiş, manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış. Yine sıkılmış eteğini çıkarınca, Temel atılmış ve parayı atmış, -Devam edin bundan sonrası müesseseden Tarikat Temel tarikata girmek icin başvurmuş. Şeyhin karşısına çıkarmışlar. Temel: - Şeyhim tarikata girmek istiyorum demiş. Seyh de: - Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın. demiş. Neyse aradan üç hafta gecmiş ve temel şeyhin önüne tekrar gelmiş. Şeyh sormuş: - Temel tamam mı ? Sabredebildin mi ? Temel: - Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. Ikinci hafta sabrım cok zorlandı. Ama dayandım. Ücüncü hafta bir gün Migros'a gitmiştik. Benim karı üst raflardan bir iki paket almaya çalışıyordu. Hatunun bacakları gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düştü. Benim karı da paketleri almak için eğilince dayanamadım daldım demiş. Şeyh de: - Aaaa olmadı. Şimdi biz seni tarikata alamayız. deyince, Temel: - Boşver tarikatı bizi artık Migros'a bile almıyolar... |
| | |
| | #13 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Üç dil Temel ile Dursun Sultanahmette gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist ingilizce,almanca,fransızca sorar fakat bizim lazlar anlamaz... -Ula dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti, der Temel, Dursun: -Ula neye yarayacakki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyo Tedavi Niyetine Temel hastalanmış, doktora gitmiş. Doktor Temel'i muayne ettikten sonra yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse hastalığının iyi olacağını söylemiş. Temel kara kara düşünerek doktorun yanından çıkmış. Nerden bulacağını kimden isteyeceğini düşünürken aklına arkadaşı Dursun'un karısı Fadime gelmiş. "O yeni doğum yapmıştı, rica ederim" demiş ve kapıya dayanmış. Kapıyı Fadime açmış, Temel "Dursun evde mi?" diye sormuş Fadimeye. Evde yok yanıtını alınca Temel utana sıkıla derdini açmış. Fadime de "N'olacak ula altı üstü bir kaç damla süt, hem sevaptır gir içeri demiş" Fadime memesini açmış Temel'in ağzına vermiş. Temel memeyi emmeye başlamış. Temel emdikçe Fadime tahrik olmuş. Dayanamaz duruma gelmiş. Temel'e "Ula Temel baska birsey de ister misin?" diye sormus. Temel Ayıp olmaz mı?" diye yanıtlamış. Fadime ihtiraslı bir şekilde "Niye ayıp olsun?" diye cevap vermiş. Temel -"İyi öyleyse, bir iki tane de bisküvit ver bari, içim ezildi". Dediği dedik Temel ile Cemal tuttukları balığın dişi mi erkek mi olduğu konusunda iddialaşmış. Temel çözüm önermiş. - Yüzbaşıya soralım. - O ne pilir ki? - Ama dediğu dediktur. Temelin Sırrı Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah kasasını açar ve çıkardığı bir kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Sora onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş, define haritası falan zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş. Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı çıkarmışlar. Şöyle yazıyormuş: 'Sancak sağ, iskele sol.' İstikamet Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin, - Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi, demiş. Teknoloji Temel Eskişehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmiş. Karşısındakine nereye gittiğini sormuş, İstanbul'a gittiğini öğrenince, - Teçnoloji ne çadar celişti, pen purada oturayrum Ançara'ya, sen çarşumda oturaysun İstanbul'a cideysun. N'oldi? Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış: 'Öleceğim dedum dedum Inanmadunuz |
| | |
| | #14 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Sözün Özü Nükte tavzih için, meseleleri iyice açıklamak maksadına matuf olarak yapılır. Sadece muhatapları güldürmek bahanesiyle "Bakın, size bir nükte anlatayım.. bir tane daha.." demek gevezelik ve münasebetsizlik olur. Bazen, mesela, Nasreddin Hocadan bir nükte anlatırsınız. Ama o nükte, temel mantığınızda, fikrinizdeki ve konuşmanızdaki bir boşluğu doldurmak için olmalıdır. Yoksa nükte yapılmaz, fıkra anlatılmaz şeklinde anlaşılmamalıdır. Hoca Yarasaydı, sahibine yarardı At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş: - “Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yöntemle cevap vermiş: - “Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir değil, dört nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.” Hoca ile Hakim Hoca, Sivrihisar'da hatip iken, Hakim ile kavga eder, nasılsa hakim döşeğinde ölümle pençeleşmektedir. Hocaya: - "Gel, telkin ver", derler. O da: - "Başka bir hoca bulun, o benimle kavgalıdır, sözümü tutmaz!" Hepsini Zengin bir adam Hoca’yla alay etmek için: - “Hocam sen bu kitapların hepsini okuyor musun gerçekten?” Der. Hoca: - “Senin kaç evin ve koyunun var?” diye sorunca, adam: - “O kadar çok ki sayısını ben bile bilmiyorum.” Deyince Hoca cevabı yapıştırır: - “Sen o evlerin hepsinde yaşayıp koyunların hepsini de yiyor musun?” |
| | |
| | #15 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Minare Yapımı Hoca merhum, Akşehir'de dolaşırken yanına daha önce hiç minare görmemiş bir adam yaklaşır. -Bunları nasıl yapıyorlar, diye sorar. Hoca ciddiyeti bozmadan: -Bunu anlamayacak ne var? Kuyuların içini dışına çevirirler, olur sana bir minare! demiş. Secdeye kapanırsa Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmiş. "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor be, beşik mi mübarek!" diyecek olmuş ama, hancı baba hiç oralı olmamış; sözü şakaya boğarak; - "Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil; tavan tahtaları Hak'ka tespih çekiyor!" demiş. Hoca da: - "Ya bu tavan böyle tespih çeke çeke aşka gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olacak!" Çömlek Hesabı Hoca Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atmaktadır. Oğlu muziplik olsun diye içine bir avuç daha taş koyar. Bir zaman sonra arkadaşları: -"Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? diye sorarlar. 65 tane taş sayan Hoca 45'i der. Hiç Ramazan'ın 45 olur mu?" diye itiraz ederler. Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle: -"Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın 65'i!" Marifet Bir adam, elinde mektup -"Hocam, şu mektubu bana bir okusana." Hoca Farsça yazıyı iyi bilmediğinden geri verir. Adam şaşırır, Hocanın okuması yok zanneder: -"Ayıp Hoca, ayıp! Benden utanmıyorsan başındaki koca kavuğundan utan!. Hoca kavuğu çıkartır madem ki iş kavuktadır; Haydi giy de şunu, kendin oku bakalım mektubunu." Ne Dediysem O Çok bilmiş komşusu Hocayı sınamaya kalkmış. - Hoca sen her şeyi bilirsin. - Söyle bana Dünyanın merkezi neresidir? Hoca, adamın niyetini hemen anlamış: -Tam bulunduğun yerdir, diye yapıştırmış cevabı. - "Aman Hoca! Nasıl olur?" demiş adam.Hoca kızar gibi yapmış. Adam! Sordun, söyledik.İnanmazsan alır cetveli ölçersin |
| | |
| | #16 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Dünyanın Dengesi Hoca'ya bir gün: Sabah olunca insanların kimi o yana ,kimide bu yana gider. Sebebi hikmeti ne ola ki? -Hepsi aynı yöne gidecek olsa, dünyanın dengesi bozulurda ondan. Bilenler Hoca kürsüye çıkar çıkmaz: "Ey cemaat ne anlatacağımı biliyor musunuz?" der fakat cemaatin ancak küçük bir kısmı bilmiyoruz der. Hoca: -"O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın" der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner. Kürsüde Hoca bir gün vaaz vermek için kürsüye çıkmış. Fakat olacak bu ya, aklına hiçbir şey gelmemiş. Oturmuş, oturmuş, nihayet - “Ey cemaat size söylemek için aklıma bir şey gelmiyor desem ne dersiniz?” Oğlu da kürsünün dibinde oturuyormuş. Hemen ayağa kalkıp - “İlâhi baba, hiçbir şey aklına gelmiyorsa, kürsüden aşağı inmek de mi gelmiyor.” Allah Taksimi Mi? Kul Taksimi Mi? Çocuklar, mahallede birbirlerine girmişler. Kavga döğüş, kıyamet!... Ele geçirdikleri bir kucak cevizi bir türlü doğru dürüst bölüştüremiyorlarmış. Kavganın kızıştığı bir sırada Hoca da oradan geçiyormuş. Çocuklar koşarak ona başvurmuşlar: - Hoca Efendi, ne olur, şunları bize güzelce bölüştürüver! Çocuklar bir kenara çekilmişler. Hoca geçmiş cevizlerin başına: - Çocuklar demiş, Allah taksimi mi istersiniz, yoksa kul taksimi mi? Çocukların hepsi birden: - Allah taksimi, Allah taksimi! Diye bağırmışlar. Bunun üzerine Hoca bir avuç ceviz alıp bir çocuğa vermiş. Arkasından iki cevizi bir başkasına, birkaç avucu ötekine, beş altı taneyi berikine... Bazı çocuklara da hiç vermemiş. Çocuklar Hoca’ya itiraza başlamışlar. - Bu nasıl taksim Hoca Efendi, haksızlık ettin! Demişler. Hoca da: - Çocuklar demiş, siz benden Allah taksimi istemediniz mi?... Allah taksimi böyledir. O, dilediğine az, dilediğine çok verir, hiç vermediği de olur, herkes kısmetine boyun eğer!... |
| | |
| | #17 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Ajan yarışması Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş.Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan 10'ar kişilik bir grubu Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler. Ormanın girişinde görevlerini açıklamışlar: "Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır!" Önce KGB'liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler. Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler. En sonunda bizim MIT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler. Yarışmayı düzenleyenler "Bu ne yaa!" diye sorunca fil atılmış, "Abi valla ben zürafayım" demiş. |
| | |
| | #18 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Çocuktan al haberi Ortaokul ogrencisi kahramanimiz, babasinin omuzuna dokunur, sorar: - Baba, okulda ders verdiler, "Politika nedir", anlatmamiz lazim. Nedir politika? Baba oglunun yasina uygun bir formul bulur: - Bak yavrum, simdi su kelimeleri iyice aklinda tut... Ben ucretli calisiyorum, buna KAPITALIZM diyoruz. Parayi nasil harcayacagimiza annen karar veriyor, ona HUKUMET de. Hepimiz aslinda senin icin cabaliyoruz, sen HALK'sin. Bebek kardesine bakan dadin, ISCI SINIFI. Kardesini de GELECEK diye dusun. Simdi bunlari boyle ezberle, yarin kahvaltida sana politikayi anlatirim. Oglan bunlari ezberler, aksam olur, herkes yatar. Gece bizimki, kardesi kucuk bebegin aglamasiyla uyanir. Gider bebegin odasina, bebek altini kirletilmis aglamaktadir. Annesinin odasine girer, annesi derin bir uyku cekmektedir, uyanmaz. Dadinin odasina gider, bir bakar ki, babasi dadisiyla ayni yatakta, "Bebek agliyor" demesine hic aldiris eden bir halleri yok. Bizimkisi gerisin geriye doner, yatar... Ertesi sabah kahvaltida babasina, "Baba ben politika neymis anladim" der. Babasi "Neymis soyle bakalim" diye sorunca anlatir: "KAPITALIZM, ISCI SINIFINI beceriyor. Bu arada HUKUMET uyuyor. HALK kimsenin umurunda degil. Ve de GELECEK bok icinde... ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Kruscef Kuba'da Amerika ile Sovyetler arasindaki meshur fuzeler ve Kuba bunaliminin en dehset gunleri.. Kruscef, Kuba'ya gelecekmis.. Kubalilar toplanmis, bir hosluk yapacaklar.. Ulkenin en iyi ressamina basvurmuslar.. "Bir tablo yap..Adı, 'Kruscef Kubada' olsun" diye..Ressam "Hadi ordan" demis.. "Ben adami gormedim bile.. Adam hayatinda Kuba'ya gelmedi. Simdi ben nasil "Kruscef Kuba'da" diye atmasyondan resim yaparim?.." Tesaduf bu ya.. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmis o sirada..Sıkıntıyı duymus.. "Ben size istediginiz tabloyu yaparim. Bana bir sandik puro verirseniz" demis.. Vermisler..Temel bir hafta sonra, Kubalilar'i cagirmis.. "Iste tablonuz" demis.. Tuvalin uzerini orten bezi hizla asagi cekivermis.. Kubalilar da donuvermisler.. Tabloda, yatakta iki kisi, al takke ver kulah.. "Bu ne" diye gurlemis, Turizm Bakani.. "Bu ne?.. Bu kadin kim?.." "Kruscef'in karisi" demis, Temel.. "Peki bu ustundeki adam kim?" "Kruscef'in usagi..." "Peki Kruscef nerde ulan!.." "Kruscef Kuba'da" demis Temel!. |
| | |
| | #19 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Bakan karısı Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi : -Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu. Karısı biraz düşündü sonra: -Hangisinin? Bakan Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet : -Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti: -Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları toplandılar orada. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu : -Bakan yüzme bilmiyor! |
| | |
| | #20 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Mumya Bir gun Misir'da bir mumya bulunur ve bunun kac tarihine ait oldugu ogrenilmek icin Amerika, Ingiltere ve Turkiye'den uzmanlar istenir. Tabii ki Turkiye'den emniyet gorevlileri gider. Neyse Ilk Amerikalilar baslarlar. 3-5 saat sonra cikarlar ve olsa olsa 300-600 senelerine aittir derler.Ingilizler girerler. Bir kac gun sonra cikarlar ve olsa olsa 300-420 arasidir derler. Nihayet sira Turkiye'den giden emniyet gorevlilerine gelir ve iceri girerler. Girerler girmesinede, aradan 10 gun gectigi halde hala disari cikmazlar. Nihayet 15. gun cikarlar ve merakla gozlerinin icine bakan Misirli bilginlere tam tamina 427 derler.Tabiiki herkes sasar bu ise ve nasil olur yahu derler. Bizimkiler gayet ciddi, - "Biraz zor oldu amma, sonunda dili cozuldu keratanın .. ~~~~~~~~~~~~~~~~ Başkanlar ABD Başkanı Bill Clinton, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, bir gün, bir toplantıda bir araya gelmişler. Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce Clinton'a sormuşlar: "ABD'de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?" Cevap vermiş Clinton: "Valla ben, 2 bin dolar veririm. Bin doları ile geçinirler... Geri kalan bin doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam!" Gazeteci, aynı soruyu Blair'e de sormuş... O da cevap vermiş: "Ben, memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli. Artan bin sterlini ne yapar, nerede harcarlar, beni hiç ilgilendirmez!" Her ikisinden bu cevapları alan gazeteci, bu defa da Ecevit'e sormuş aynı soruyu: "Türkiye'de bir memurun geçim standardı nedir? Kaç para ile geçinebilirler? Siz kaç para veriyorsunuz?" Ecevit ne dese beğenirsiniz? "Valla, Türkiye'de bir memurun geçinebilmesi için en az 300 milyon lira lâzım. Ama ben 150 milyon lira veriyorum!.. Geri kalan 150 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler beni hiç ilgilendirmiyor!" |
| | |
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıtlar | Son Mesaj |
| karışık Fıkralar | ares.42 | Geyik ve Mizah | 119 | 4 Hafta Önce 22:20 |
| Karışık fıkralar.. | ares.42 | Geyik ve Mizah | 1 | 14-11-2007 02:55 |
| karışık fıkralar.. | ares.42 | Geyik ve Mizah | 0 | 29-09-2007 12:25 |
| komik fıkralar | No@H | Geyik ve Mizah | 0 | 08-04-2007 06:24 |
| +18 bu fıkralar bir harika | No@H | Son Kullanma Tarihi Bitmiş Konular | 0 | 07-04-2007 01:16 |