| Geyik ve Mizah Geyik, mizah, gırgır ve şamataya hodri meydan :) |
| Tags: fikralar , karisik |
![]() |
| | #21 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Enflasyon Bir gün Cumhurbaşkanı çocuk parkından geçerken çocuğun birinin uçurtmasını indirmeye çalıştığını ama bir türlü indiremediğini görmüş ve yardım etmek istemiş. Çocuğa: -'Ben sana yardım ediyim demiş.' çocuk ise şöyle demiş: -'Sen onu indiremezsin amca, çünkü üzerinde enflasyon yazıyor.' demiş. Devlet Sırrı İçip kafayı bulan bir sarhoş, sokakta 'öküz başbakan öküz başbakan' diye sayıklıyormuş. İki polis adamı karakola götürmüşler. Sonra adam mahkemeye çıkmış. İdam cezası almış. İdam edilmeden önce cezasının nedenini sormuş: -Bu ülkede demokrasi vardı hani? Herkes istediğini söyler. -Senin suçun o değil ki..Devlet sırlarını açıklamak... Başım belada Siyasal gerginliğin dşında iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulastığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş... Kapıdan girer girmez: 'Anne!' diye seslenmiş, 'ben Alman oldum!' Annesi:'O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama...' 'Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım artık... 'Annesi 'sus' bakayım diye tiz perdeden bağırırken,babası da içerden duyup kosmuş. Bir tokat, bir tokat daha... Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş: 'Şu dünyanin işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!...' |
| | |
| | #22 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Ege bir göl mü? Sayin Cumhurbaskanimiz Suleyman Demirel'in sair bir tarihte duzenledigi bir basin toplantisindan aynen aktariyorum, -Ege bir yunan golü deeldir. -Ege bir Turk golü de deeldir. -Binanaleyhh Ege bir gol deeldir.. Asker Temel bir gün her işe karışan Cemal'e patlar; -Ula uşağum sen asker misun da her işe purnuni sokaysun? Elektrikler kesik Amerikalı bir hükümet yetkilisi Şili'deki darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incelemek için Şili'ye gitmiş. Herhangi bir hapishanede bir süre inceleme yapan yetkili infaz yerlerini merak etmiş ve hep birlikte hapishanenin mahzenine inmişler. İner inmez çığlıklar duyan misafir yetkili görevlilere bunun nedenini sormuş. Görevliler de ölüm cezalarını uyguladıklarını söylemiş. Amerikalı yetkili, kendi ülkelerinde elektrikli sandalye kullandıklarını ve bu konuyu daha kolay hallettiklerini söylemiş, aynı uygulamayı yapabileceklerini uyarıcı bir dille ifade etmiş. Hapishane görevlisi 'efendim, biz de elektrik kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu için şimdilik mumla idare ediyoruz' demiş. HAZIR KIRAT Süleyman Demirel Güniz sokaktaki evinden cikip kapinin önünde bagli hazir duran kiratina binerek Anadolu'da dolasmaya baslar. Demirel - Bi Islamköy vardi ya, Isparta'da ....ben dogdum... Bi soru vardi ya, ben demagoji yaptim... Bi kösk vardi ya, yukarlarda... ben indim...Ilksan paralari sorun olmus, ne var ki? Verdimse ben verdim. Ombudsman deme, diilim...Cumbaba deme, diilim..Ben özgürüm, sadece üzgünüm. Hazir ol kirat.. Binaleyh yeni maceralar bizi bekliyor deeh...Kiraaat. Ben özgürüm. Dis ses - Kahramanimiz siyasetle bir daha nerede karsilasacak bilin,sponsor olun. Bakanligi kapin. |
| | |
| | #23 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| En iyi vali Adamin biri Erzurum'a vali tayin edilmis. Gitmis, görevi devralmis. Halki ve çevreyi tanimak için çiktigi gezilerin birinde köy halkina sormus : -Simdiye kadar Erzurum'a tayin edilmis valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi? Köylünün biri cevap vermis : -Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Pasa. -Yaaaa, öyle mi, peki size ne gibi hizmetler yapti? -Daha Erzurum'a gelirken, yolda, Bayburt'ta öldü! ~~~~~~~~~~~~~~~~~ Klasik ve Karizmatik Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun senler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş...türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında.. telefonda sormuş - eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi ecevitdi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar diye bizimkisi cevaplamış - ikisi de duruyor..ikisi de başımızda hala...yanlız bitakım değişiklikler oldu..birinin karizması gitti "tik" i kaldı...diğeri ise klasiği gitti "*ik" i kaldı...onunla da anamızı belledi..biz de ona "baba" diyoruz artık ... Demi Moore'ın cezası Masal bu ya, Demirel ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla geçireceksin demişler. O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken ne görsün, karşıda Ecevit yanında Demi Moore'la beraber değil mi?. Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş. Şeytanda ' Eh ! ne yapalım senin cezan böyle, Ecevit'e gelince o da Demi Moore'ın cezası Sana Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk ve muhalif bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş: "Hımmm!... Çok güzelmiş, ne kattın buna?" Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış: "Sana koydum efendim!" Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve: "Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar." ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Akıllı Eşek Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş. Yanındaki köylüye sormuş; Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ? Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor. Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu? Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda Devlet Sırrı İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu oku***** vakit geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay" kitabı ve gözlerini kapattı. "Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye düşündü. Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı. - İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı. - Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir. Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı : - İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte ! Hakim acıyan gözlerle adama baktı ; - Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene. |
| | |
| | #24 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| Çince Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret ettiğinde Ford'un davetlisi olarak Beyaz sarayda davet edilmişti. Ziyaretin ertesi sabahı Ford Brejnev'e geceyi nasıl geçirdiğini sordu: Çok iyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Yaa ne gördünüz? Beyaz sarayda komünist bayrağının dalgalandığını gördüm. Brejnev'in bu cevabına Ford karşılık vermedi. Bir yıl sonra Ford'da Rusya'ya ziyarete gitti. Sabah olunca Brejnev ona nasıl uyuduğunu sordu.Ford: İyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm. Ne gördünüz? Kremlin'de komünist bayrağı dalgalanıyordu. Brejnev pek memnun olmuştu.Ford devam etti: Ama bayrakta acaip yazılar vardı. Ne yazıyordu ne yazıyordu? Vallahi okuyamadım zira yazılar Çince idi Sayın Başkan Bütün bebekler aynı sayıda hücreden oluşurlar. Embriyodaki hücreler 9 ay boyunca gelişerek çeşitli organları oluştururlar. Sorun erkek bebeklerin oluşmasında çıkar.. Hücre sayısı aynı olduğuna göre, o önde sallanan alet nasıl oluşacak. Bilim adamları araştırma yapmışlar ve erkek üreme organını oluşturan hücrelerin nerden geldiğini bulmuşlar.. Beyinden.. Yani erkeğin beyin hücrelerinden bir bölümü asağılara göç edip, erkek cinsel organını oluşturuyorlar. Boylece kız çocuklar erkek çocuklardan daha akıllı uslu oluyorlar. Çocuklar ergenlik çağına gelince sorun daha da büyüyor. Çocuk büyüdükçe sadece beyinleri arasındaki fark büyümüyor, düşünme merkezleri de değisiyor. Kadın başı ile düşünürken, erkek düşüceleri bir ölçüde, aşağılara göç etmiş eski beyin hücrelerinde oluşuyor. Tabii sorunun büyüklüğü erkekten erkeğe değişiyor. Bazı erkeklerde aşağı göç eden beyin hücresi sayısı az. Bunlar hemen tüm mental kapasiteye sahip ama, cinsellik açısından çok sıkıcı adamlar oluyorlar. Bunlara tıp dilinde "Cumhuriyetçi" deniyor.. Bazılarında daha çok beyin hücresi aşağı iniyor.. Tip dilindeki isimleri, "Demokratlar!.." Çok ender olarak hemen tüm beyin hücreleri aşağı göç etmiş erkekler var. Bunlara da "Sayın Başkan" diyoruz!.. Uyanık Eco Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit avrupada bir konseye katılıyorlar bizimkiler tam yemeğe başlayacaklar ecevitin gözü sezere takılıyor sezer o anda vay be ne güzel kaşık bunu semraya götürsem iyi sükse yaparım deyip kaşığı cebine indiriyor bunu gören ecevit içinden ulan bunu rahşan semrada görürüse oda ister deyip bitane araklamaya karar veriyor tabi konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca konuşma sırası sana geçiyor ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana çarpıyor bunu üzerine ecevit bizi davet ettiniz sağolun deyip olayı kapatıyor tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken ecevit sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer ecevit diyorki: Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum bakın sezerin cebinden çıkıyor ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Kolay Ameliyat Büyük bir hastahane de 5 meşhur cerrah oturmuş hangi meslekten olan insanları ameliyat etmenin kolay olduğuna dair sohbet ediyorlarmış. İlk cerrah; "Ben" demiş "Muhasebecileri, hesap uzmanlarını ameliyat etmeyi severim. İçlerini açtığım zaman her şey numaralıdır, iş kolay olur" İkincisi; "Doğru ama" demiş "Elektrikçilerin, elektronikçilerin ameliyatı daha kolay olur. Her şey ayrı, ayrı renktedir" Üçüncü cerrah; "Siz bir de kütüphanecileri, arşivcileri görün. Her sey alfabetik sıradadır, onun için onların ameliyatı çok kolay olur" Dördüncüsü; "İnsaatçıların ameliyatı da pek kolay olur" demiş. "Üstelik onlar iş bittikten sonra içeride parçalar, yabancı maddeler kalmasına alışıktırlar" Sonuncu cerrah; "Arkadaşlar" demiş "Siz her halde hiç politikacıyı ameliyat etmediniz. Onları kalbi, yürekleri yoktur. İçleri bomboştur. Beyinleri de öyle. Üstelik kafaları ile popoları birbirlerinin yerine takılabilinir" Tamamen Duygusal Bülent Dede bak memurlara... "-Neyine bakacam be?... Herşeye çare buldular, şu başbakanlığın basılmasına bir çare bulamadılar... Ayıptır be..." -Açıııızzz... "-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu cebine..." -!... "-Bülent Ecevit 1997... Hıııhh... 70 yaşında, gencecik bir delikanlıyım... Herkes perişan... Başbakan yapmak istiyorlar... Beni tercih ettiler... Neden ben dersen, özel bir nedeni yok... Tamamen kaygısal..." -Hop... Hop... Hooop... "-Zıplama kız Mesut gibi... Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen kaygısal... -Necmettin Dede bak savcılara... "-Neyine bakacam be... Herşeye çare buldular, şu siyaset yolunu açmaya bir çare bulamadılar... Ayıptır be..." -Aiihmmm... "-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu cebine..." -!... "-Necmettin Erbakan 1997... Hıııhh... 28 Şubat'tan yeni çıkmışım... Herkes karşımda... Hapse atmak istiyorlar... Altınoluk'u tercih ettim... Neden Altınoluk dersen, özel bir nedeni yok... Tamamen yargısal..." -Hop... Hop... Hooop... "-Zıplama kız gardiyan gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen yargısal... -Süleyman Dede bak gazetecilere... "-Neyine bakacam be... Binanaleyh uzaya bile muhabir gönderdiler, şu sokağa bir canlı yayın aracı koymadılar... Ayıptır be..." -Babaaaa... "-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu cebine..." -!... "-Süleyman Demirel 2000... Hıııhh... Köşk'ü yeni bırakmışım... Görev süremi uzatmak istiyorlar... Ben Güniz Sokağı tercih ettim... Neden Güniz Sokak dersen, 5 artı 5 nedeniyle... Tamamen rakamsal..." -Hop... Hop... Hooop... "-Zıplama kız Cavit gibi. Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen rakamsal... Mantıklı Karar Güneydoğu'da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla, düzmecesiyle, abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce hikayeden biri de şöyle rivayet edilir. Bir TV kanalında bir PKK itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: 'Anlat bakalım, yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?' İtirafçı başlar anlatmaya: ' Bir gece pekakalılar bizim köye gelmiştir. Duymuşuzdur. Birden kapı vurulmuştur: taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin, ekmek,su vereceksin, yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim, olmaz demişim, siz hayınsınız, anarşitsiniz, bölücüsünüz, size ekmek su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok... Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler, demişlerdir bize yardım edeceksin, ekmek, su... Demişim yok... Babayı da vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir... Bize yardım, yoksa karıyı vururuk, yok demişim, karı da gitmiştir. Sonra çocuklar..... Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece... Yine kapı çalmıştır... Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı, onlar! Demişlerdir ki bize yardım edeceksin, ekmek su vereceksen...Ben demişim, size yardım yok,siz hayınsınız... Bana demişler ki; yoksa seni vururuk...! Biraz düşünmüşüm, bana mantıklı gelmiştir, kabul etmişim... İşte böyledir.... BULMACA Temel uçağa binerken merdivende bir bakmış önünde Sharon Stone haltetmiş bir dilber.. Muhteşem de bir mini.. Temel içini çekerken bir bakmış, yeri dilberin tam yanı.. Oturmuşlar.. Uçak havalanmış. Dilber çantasına uzanmış. İçinden bir bulmaca dergisi, bir kurşun kalem çıkarmış. Başlamış çapraz bulmacayı çözmeye.. Temel heveslenmiş.. "Şimdi bir yerde takılır, bana sorar, böylece muhabbete başlarız" diye.. Beş dakika geçmeden dilber Temel'e dönmüş, gerçekten.. Kısık, seksi bir sesle sormuş: "Beş harfli bir kelime. Sonu arak.. Başına bir harf koyarsanız kadınların en sevdiği alet olurmuş, biliyor musunuz?" diye.. "Aman Tanrım" demiş Temel, Amerikan filmlerindeki gibi.. "Aman Tanrım.. Bu güzel kadına o kelimeyi nasıl söylerim ben.. Mutlak bir başka kelime olmalı.." Başlamış düşünmeye.. Beş dakika sonra jöton "Dank" diye düşmüş.. Kadına dönmüş: "Tarak olabilir mi, hanımefendi?.. Tarak!.." "Harikasınız" demiş dilber.. "Silginiz var mı acaba? GÜVENSİZLİK Büyük bir kasa soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden biri: - Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı merak ediyorum. İkincisi elini şöyle bir salladı: - Yorgunluktan öldük yahu! Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç milyon kaldırdığımızı. Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı: - Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz! SOGAN Temel eczacilik fakultesini bitirmis.fakat eczane acacak parasi yok, Girmis bir eczaneye: - Beyefendi sizde sogan var mi? Adam Temel'i basindan savmis. Temel bu durur mu? Hergun yeni sacma sorularla geliyormus.Birgun eczaci Temel'e: -Kardesim senin derdin ne? -Burayi bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkac gun sonra Eczaneyi satan adam iceri girmis,Temel'e: -Siz de sogan varmi? demis... Temel adama: - Bizde sogan var ama senin receten var mi? demis... MANTIK Temel birgün yolda giderken arkadaşın prof. idrise rastlar idrisin kolunun altında kalın kalın bi sürü kitap temel idrise sorar -ula idris o kitaplar ne kitabudur? -MANTIK KİTABUDUR. -mantık ne demek -valla temel sana nasıl anlatayım. senin evde akvaryum var mı? -var. -o zaman sen balıkları seversin -çok severim. -balıkları çok sevdiğine göre balık tutmayı ve yemeyi de seversin. -bayulurum özellikle hamsiye -balık sevdiğine göre balıkta bol miktarda fosfor azot vs bulunur bunlarda bir erkek olarak seni çok kuvvetlendirir dolayısıyla sen tam bir erkeksin işte mantık ilmi bunu açıklar. bu cevap temelin çok hoşuna gider hemen kitapçıya koşar bir sürü mantık kitabı alır ve okumaya başlar tabi okuduğundan pek bişey anlamaz ama yine devam eder bir gün kolunun altında bisürü kitapla dursun temeli görür. -ula temel o kitaplar nedir. temel kasılarak cevap verir -mantik kitabudur -ula temel mantik ta ne oliyi -valla sana nasıl anlatayım ula dursun senin evde akvaryum varmı? -yook. temel şaşkınlıkla dursuna bakmış, ve -ula dursun yoksa sen i.nemisin? KİM VERECEK? Paris'in ünlü müzikholüne gitti, müdürün karşısına çıktı: - Efendim ben, masaj uzmanıyım. Bu alanda benim gibi bir uzman daha bulamazsınız. - Memnun oldum. Bize niye geldiniz? - Ayda onikibin frank karşılığında, müzikholünüzde çalışan bayan sanatçılara masaj yapmayı öneriyorum. Müdür gülümsedi: - Onikibin frankı peşin verirseniz, hemen başlayabilirsiniz! |
| | |
| | #25 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| GÜZELLİK Meliha, komşusu Zülbiye'ye: - Sabah sana uğradım, dedi. Evde yoktun. - Güzellik salonundaydım Melihacım. Meliha, Zülbiye'nin yüzünü dikkatle inceledikten sonra dudak büktü: - Demek bu kadar bekledim, hala sıra gelmedi. KARA BULUTLARÖğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu : -Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur? Çocuk düşündü , yutkundu, birşey diyemedi.Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi : -Kirli sulardan olur öğretmenim!.. BELEDİYE DAMGASIÇok mutaasıp bir aile çocuğu yine kendi gibi mutaasıp eline el değmemiş bir kız bulur ve onunla evlenmeye karar verir, kız da kaşarmı kaşar, yatıp kalkmadığı erkek kalmamış. Delikanlının ailesi ne hikmettirse tutturmuş kızlık muayenesi yaptıracağız diye, kız kendinden emin değil ama zoraki kabul etmiş ve kara kara düşünmeye başlamış ben ne diyeceğim diye, en samimi arkadaşına durumu anlatmış oda "canım bundan kolay ne var,git kasaba rica et herhangi bir etin üzerindeki zarı soyup sana versin,tanıdık bir doktor var,ona rica ederiz sana bir kızlık zarı yaparız" demiş. Kızda dediğini aynen yapmış,artık içi rahat muayene olmaya gitmiş.Delikanlı orda, ailesi orda, doktor "uzan kızım demiş "kız uzanmış, doktor birden kafasını kaldırıp ordakilere bakmış "allah allah "demiş. Ordakiler "ne oldu" demiş, "bir problemmi var doktor "doktor" bir dakika deyip raftan ansiklopedileri indirmiş bakmış bakmış sürekli şaşkın şaşkın kıza bakıp "allah allah" deyip duruyormuş. Delikanlı dayanamayıp sormuş "doktor bey yoksa kız değilmi? "Doktor" kız olmasına kız ama benim anlayamadığım belediyenin damgasının burda ne işi var?" |
| | |
| | #26 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| FRANSIZ Ermeni Soykırımı Geçen gün bir Fransız müşterimle sözde "Ermeni Soykırımı" yasası ile ilgili konuşurken ona şunu söyledim, "Anlamadiğim bir şey var, biz kimsenin işine karışmazken özellike Avrupa ülkelerinde Turkiye hakkında kendi kendilerine kararlar almak gibi bir aliskanlik var. Üstelik siz Fransızlar Cezayir'de yaşadıklarınızı unutuyorsunuz, nasıl olup da bir numaralı demokrasi savunucusu olduğunuzu iddia ediyorsunuz anlamıyorum" Bunun üzerine müşterim sordu, "Fransa'nın sembolü neden horozdur biliyor musun?" "Neden?" dedim. Cevabı aynen şöyleydi -hiçbir kelimeyi değiştirmiyorum-, "Kendi ayakları bokun içindeyken şarkı söyleyen tek hayvan horozdur da ondan." Sanırım durumu hiçbir cümle daha iyi özetleyemezdi... |
| | |
| | #27 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| ÇİFTE OLUMLAMA Ünlü bir filozof dilbilim üzerine bir konuşma yapıyordu. Çifte olumsuzlamanın bazı dillerde olumlu bir anlamı varken bazılarında olumsuz bir anlam yol açtığını henüz belirtmiş ve fakat çifte olumlamanın hiçbir dilde olumsuz bir anlam ortaya çıkartmadığını anlatmaya başlamıştı ki arkalardan onu dinlemeye gelmiş ünlü bir matematikçinin sesi duyuldu: - Tabi, tabi!.. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ CİMRİ Çok cimri bir aile vardir. Bu ailenin bütün fertleri cimridir. Çocuk okuldan dönüste otobüse binmeyip otobüsün pesinden kosar. Eve geldiginde bunu babasina iftiharla anlatir. -"Baba, ben bugün otobüse binmeyip otobüsün pesinden kostum. Böylece otobüse verecegim para cebimde kalmis oldu" der. Babasindan yaptigi bu hareket sonucu iltifat beklemektedir fakat umdugunun tersini görür. Babasi çocuga; -Ulan salak oglum! Taksinin pesinden kossaydin ya, daha fazla para kalirdi cebinde" |
| | |
| | #28 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| ÇOK KOLAY Ünlü bir bilim adamı özel otomobiyle konferans vermeye giderken, uzun yıllardır onunla çalışan şoförü sıkılarak bir teklifte bulunur: -Sizin konferanslarınızı dinleye dinleye virgülüne kadar ezberledim efendim. Ne olur izin verin, bu konferansı sizin yerinize ben vereyim. Bilim adamı öneriyi kabul eder. Şoför, arka koltuğa geçer. Bilim adamı, şoförün şapkasını giyip öne oturur. Konferansın verileceği salona varırlar. Şoför, kürsüye çıkar, hiç teklemeden çok güzel bir konuşma yapar ve sorar: -Sorusu olan var mı? Ülkenin ciddi bilim adamlarından biri oldukça zor bir soru sorar.. Şoför hiç tereddüt etmeden şöyle der: -Çok kolay bir sru bu, şoförüm bile bilir. Gidip çağırayım, sizin sorunuzu o yanıtlasın... ~~~~~~~~~~~~~~~~~~ DAĞINIK KALSIN 3 saç teli olan adamın biri bir gün berbere gitmiş berber sormuş : -"Nasıl yapalım abi?".Adam : -"Sağa doğru tarayın", demiş. Adamın saçını tararlarken bir telini kırmışlar.Ertesı gün adam tekrar gelmiş. Berber yine sormuş : -"Nasıl yapalım abi?".Adam sola yatırın demiş. O günde adamın saçını yaparlarken diğer teli de kırılmış adamın bir tek saç teli kalmış. Ertesi gün yine adam berbere gitmiş berber sormuş : -"Nasıl yapalım abi?" Adam : -"Bırak dağınık kalsın." |
| | |
| | #29 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| DENEY Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir kimyacıyı bir ay süreliğine ayrı ayrı odalara kapatmışlar. Odalarda kilitli bir buzdolabı ve çeşitli araç gereç varmış. Bir ay sonunda odaların kapılarını açıp bakmışlar. Fizikçi mekanik bir makine yaparak buzdolabının kapısını kırmış ve karnını doyurmuş. Kimyacı çeşitli elementleri karıştırarak bir sıvı yapıp buzdolabının kapısını eritmiş. Son olarak matematikçinin odasına girmişler. Matematikçinin kurumuş cesedi duvara dayanmış bir halde yerde kanla şunlar yazılıymış: Teorem: Buzdolabını açamazsam ölürüm. İspat: Buzdolabını açtığımı varsayalım... DOĞUM GÜNÜ Yillar sonra cocuk evlenmis, coluk cocuk sahibi olmus. Birgun, gecenin bir yarisi saat 3:30 civarlari telefonu calmis. Telefondaki ses, annesinin sesiymis Cocuk; -"Ne var anne ya, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsiz ediyorsun? Sabah arasan olmaz miydi?" gibilerinden, annesini azarlayici sozler sarfetmis. Annesi, biraz buruk, biraz da aglamakli bir ses tonu ile; -"Bundan 25 yil once de bir gece yarisi 3:30 da sen beni rahatsiz etmistin. DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN OGLUM.." demis... |
| | |
| | #30 (permalink) |
| • Uzaklaştırılmış ![]() Giriş: Jun 2007 Mesaj: 1,245
Rep Gücü: 0 Rep Puanı: 118 Seviye: Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 1 Teşekkür Aldı
| DONANIM Isviçre hukukun üstünlügü ile ünlü bir ülke... Ülke kurallarina göre evlerde denetimden uzak alkol ve alkollü içki üretmek yasak. Kantonun birinde kuskulanilan bir adam var. Rivayet o ya, adam evinde inanilmaz miktarlarda içki üretmekteymis. Savciliktan alinan tümüyle yasal arama emri ile adamin evine girilir ve her taraflar didik didik aranir. Sonuçta evde gerçekten içki üretimi için bir dolu alet, edevat bulunur ama, bir gram dahi içkiye rastlanmaz. Netice-i kelam, bizim garip Isviçreliyi mahkemeye çikartirlar ve de hakim adamcagizi yasak içki üretiminden iki yil hapse mahkum eder. Adam itiraz eder : - Benim evimde bir gram içki yok ki beni nasıl mahkum ediyorsunuz? der. Hakim, biraz fazla kendinden emin : - Ama, gerekli her tür donanimi bulduk. Adamcagiz: - O halde bi iki yil da tecavüzden verin bari! Hakim kizgin ve saskin: - Bir de tecavüz suçun mu var? Adam sakin ve gururlu: - Hayir ama yeterli her tür donanimim mevcut ! |
| | |
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıtlar | Son Mesaj |
| karışık Fıkralar | ares.42 | Geyik ve Mizah | 119 | 4 Hafta Önce 22:20 |
| Karışık fıkralar.. | ares.42 | Geyik ve Mizah | 1 | 14-11-2007 02:55 |
| karışık fıkralar.. | ares.42 | Geyik ve Mizah | 0 | 29-09-2007 12:25 |
| komik fıkralar | No@H | Geyik ve Mizah | 0 | 08-04-2007 06:24 |
| +18 bu fıkralar bir harika | No@H | Son Kullanma Tarihi Bitmiş Konular | 0 | 07-04-2007 01:16 |