| ![]() | ||||||
![]() |
| Turkyildiz.com - Program indir, film download, program download, oyun download, uydu, türksat 'a Hoş Geldiniz
Bu Foruma yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz.
Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız.
Üye olmayanlar Boardumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz, Mesaj yazamaz, Konu açamaz, Eklenti indiremez. Boardumuzu tam anlamıyla kullanmak için Üyelik şarttır ve kesinlikle üçrete tabii değildir... |
| Öyküler ve Masallar Öykü ve masallar bölümünüz... |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
![]() | ![]() |
| SİTE SAHİBİ ![]() Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,882
| Bitlis’ te Beş Minare türküsü: Türkünün Hikayesi Rus işgali sırasında Bitlis, bir harabe şehir görüntüsü alır. Düşmanın çekilmesinden sonra savaş esnasında Bitlis'ten kaçan bir baba ve oğul, Bitlis'e dönmek üzere yola çıkarak şehre hakim konumdaki Dideban Dağı eteğine varırlar. Baba, şehirde canlı kalıp kalmadığını öğrenmek için oğlunu şehre gönderir. Bir süre sonra oğul geri döner ve uzaktan babasına şöyle seslenir: "Şehirde yaşama dair hiçbir iz yok; sadece beş tane minare ayakta kalmış." Bunu duyan baba yıkılır, diz çöker ve şöyle bir ağıt yakarak oğlunu yanına çağırır. Bitlis'te beş minare, beri gel ***** beri gel. Yüreğim dolu yare, beri gel ***** beri gel. Bu ağıt zamanla türkü ve manilere konu olarak günümüze kadar gelir. (Nazmi Zülfikar - Bitlis) Bitliste beş minare beri gel ***** beri gel Yüreğim dolu yare beri gel ***** beri gel İsterem yanen gelem beri gel ***** beri gel Cebimde yok on pare beri gel ***** beri gel Tüfeğim dolu saçma beri gel ***** beri gel Kaçma vururum kaçma beri gel ***** beri gel Doksan dokuz yarem var beri gel ***** beri gel Bir yarede sen açma beri gel ***** beri gell | ||||
| SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... ![]() ![]() ![]() LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] | |||||
| | |
![]() | ![]() |
| SİTE SAHİBİ ![]() Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,882
Rep Gücü: 29432 Rep Puanı: 12527 Rep Seviyesi:
Ettiği Teşekkür: 195
298 Mesajına 400 Kere Teşekkür Edlidi
Level: 76 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 2833 / 2833 | ÇÖKERTME Çökertme türküsünün kahramanı olan Halıl babası tarafından Van ili , Erciş ilçesi, Bozüyük köyündedir. Ailenin büyükleri önce Van’dan İstanköy’ e gelir ve daha sonra da Bodrum Karabağ’da Bekiroğlu tepesine yerleşirler. Halil’in babası, Demirci Ali usta burada bir çingene kızı ile evlenir ve Halil dünyaya gelir. Halil bir namus meselesinden dolayı kız kardeşini öldürdükten sonra kaçak gezmeye başlar. Sık sık İstanköy’e gitmektedir. Bu gidişlerden birinde düğüne davet edilir. Düğünde iken Halil’i Rumlar ihbar ederler. Yakalatırlar. Sonuçta Halil yedi yıl hapis yatar. Bu olay üzerine Halil Rumlara diş bilemektedir. Hapisten çıkınca da onlara haşin davranır. Böylece Rumlarla Halil arasında bir husumet doğar. Halil bu arada türküde ‘Çakır Gülsüm’ olarak adlandırılan Hafize adlı kadına ilgi duymaya başlar ve Halil ilk olarak Gülsüm’ ü Kara kaya’ da ki bir düğünden zorla kaçırır Gülsüm ve annesi ise o dönemde Bodrum’un yönetiminden sorumlu Çerkes Kaymakam olarak bilinen Ömer Lütfi Bey’in evinde hizmetkarlık yapmaktadır. Türküde adı geçen İbrahim Çavuş, kolculardandır ve Çakır Gülsüm’ ün ilk kocasıdır. Arkadaş olmaları sebebiyle Halil’i devamlı kollamaktadır. Halil ikinci olarak Gülsüm’ ü , Dertlinin Ali’nin Karabağdaki evinden alarak dağa kaldırır. Yalıkavak karşısındaki Güdürde bir in bulur ve Gülsüm’ le burada yaşamaya başlar. Bu olaylara kızan kaymakam Ömer Lütfi Bey , Halil’in üzerine Selam oğlu adlı bir kişiyi gönderir. Selam oğlu Halil’i bulur fakat önceden tanıştıkları için kaymakam konusunda Halil’i uyarır. Halil uyarıları dinleyerek buradan kaçar ve Gülsüm’ le birlikte Yalıkavak yakınındaki Çökertmeye gelir. Amacı bir kayıkla adalara kaçmakdır. Rum gemicilerden ‘Kosta Paho’ ( Kos’lu İstanköylü Paho) ile anlaşır. Rumlarla aralarındaki husumetten dolayı Paho, tayfa Andon vasıtasıyla Halil’i Çerkes kaymakam’a ihbar eder. Kaymakamın emriyle denizden kol kayığı ile kolcubaşı Barka’nın Ali harekete geçer. Ayrıca Paho’ nun demir atacağı karaya yakın yerde de jandarma komutanı Ömer Çavuş önceden pusuya yatırılır. Halil’i adalara ***ürecek kayık yola çıkar. Paho, Halil’i yakalatabilmek için dalgaları bahane ederek Aspata gitmeyi teklif eder ve deniz durulunca adalara rahat geçebileceklerini söyler. Halil bu teklife inanır. Tekne ; Aspat ‘tan Bitez koyuna gelerek Hırsız Yatağı denen yere yakın olarak açıkta demir atar. Akşam olduğunda teknede içki faslı başlar. Paho, Halil ve Gülsüm’ ün içkilerine ‘Balık Ağısı’ denilen bir bitkinin sersemletici zehrini koyar. Bu zehrin etkisi ile Halil ve gülsün uykuya dalarlar. Ömer Çavuş kara pusudadır. Paho, Halil ve Gülsüm’ ü uyuttuktan sonra demir alır ve teknesini yavaş yavaş kıyıya yanaştırmaya başlar . Ömer Çavuş tam kıyıya yanaşmadan tekneye ateş edilmesi emrini verir. Kurşunların kendisine isabet edeceğinden korkan Paho tekneyi açığa bırakır. Tam bu sırada Kolcu başı Barka’nın Ali de kol kayığı ile Paho’ nun teknesini sarar. Paho Halil’den çekindiği için onu uyandırır. Geçen süre içerisinde Barka’nın Ali tekneye girmiştir. Halil ve Gülsüm sersemlemiş bir vaziyette güverteye çıkartılırlar. Güvertede Halil’in ayağı kayar , Barka’nın Ali Halil’i bacağından yaralar. Halil yaralı bir vaziyette Bodrum’a getirilir ve kaymakamlık binası önünden karaya çıkartılır. Halk kaymakamlık binası önünde toplanmıştır. O sırada ‘Kel Mülazım’ adı verilen jandarma komutanı ‘Hükümete karşı gelenlerin sonu budur’ gibilerden konuşma yapar Halil yaralı bir vaziyette kaymakamlık binası önünde bulunan bir mahsene atılır. Yaraları tımar edilmez. Burada bir süre acı içinde inler. Daha sonra Ömer Çavuş tarafından boğazına çökülerek öldürülür ve sırtındaki elbiseleriyle birlikte alel acele gömülür. Bu olay üzerine Bodrum’dan ‘Üçlü Saçayağı’ olarak adlandırılan türkülerin ikincisi olan ‘Çökertme’ yakılır.(*) TÜRKÜ Çökertmeden çıktım da Halil’ im aman başım selamet Bitez de yalısına varmadan Halil’im aman koptu kıyamet Arkideşim İbram Çavuş Allah’ına emanet Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez yalısı Ciğerimi ateş sardı aman kurşun yarası Gidelim gidelim Halil’im çökertmeye varalım Kolcular gelirse Halil’im nerelere kaçalım Teslim olmayalım Halil’im aman kurşun saçalım Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez yalısı Ciğerime ateş sardı aman kurşun yarası Güvertede gezer iken aman kunduram kaydı İpeklide mandilimi aman örüzger aldı Çakırda gözlü Gülsüm’ümü Çerkes kaymakam aldı Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez yalısı Ciğerime ateş sardı aman kurşun yarası | |||||||||
| SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... ![]() ![]() ![]() LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] | ||||||||||
| | ![]() |
![]() | ![]() |
| SİTE SAHİBİ ![]() Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,882
Rep Gücü: 29432 Rep Puanı: 12527 Rep Seviyesi:
Ettiği Teşekkür: 195
298 Mesajına 400 Kere Teşekkür Edlidi
Level: 76 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 2833 / 2833 | Elazığ'ın koca Mustafa Paşa mahallesinde oturan Bekir hoca'nın genç ve güzel bir karısı vardır. Bekir hoca Harput'ta namusuyla ve iyiliğiyle tanınan yumuşak başlı temiz bir insandır. Karısı ise gençliğin verdiği tecrübesizlikle evli olduğu halde komşularından, soylu bir aileden olan genç, yakışıklı Mamoş (Mehmet) ile ilişki kuracak kadar toydur daha. Mamoş'la Bekir hoca'nın karısı arasındaki sevgi gittikçe alevlenir. Etrafta bunu sezmeye başlamıştır. Fakat sevdalılar buna rağmen her şeyden habersizdirler. Fırsat buldukça buluşur, konuşur, sevişirler. Bekir hoca bunun neye varacağını hesaplamaktadır. Bir gün karısına Harput'a gideceğini ve akşam dönmeyeceğini söyler. Bu fırsattan yararlanan genç kadın Mamoş'u eve davet eder, yerler içerler, eğlenirler. Bekir hoca ise Harput'a gitmemiştir. Karanlık basınca eve gelir ve sessizce kapıyı kendi anahtarıyla açar, sevdalıların bulundukları odaya gelir. İçerden onların eğlenceli çığlıklarını duyar, tabancasını çekerek odaya girer. Girer girmez tabancasını ateşler Mamoş'u kalbinden, karısını da ağzından vurarak öldürür. Bu olaydan sonra Bekir hoca zaptiyeye teslim olur. Adli bir heyetin eve gelip olayı yerinde incelemelerinden sonra duruşma sonunda Bekir hoca beraat eder. İçli olan türkünün hikayesinde de böylece bir ders yatmaktadır. MAMOŞ TÜRKÜSÜ Pencere'den bir taş geldi, Ben sandım ki Mamoş geldi. Uyan Mamoş, uyan uyan, Başımıza ne iş geldi. Eyvah Mamoş, eyvah eyvah Tabip getir yarama bak. Penceresi yeşil yaprak, Mamoş giyer kara kapak. Kör olasın Bekir hoca, Yatağımız kara toprak. Eyvah Mamoş, eyvah eyvah Tabip getir yarama bak. Pencere'nin önü çardak, Rakı içtik bardak bardak. Körolasın Bekir hoca Koymadın ki murat alak. Eyvah Mamoş, eyvah eyvah Tabip getir yarama bak. Evlerinin ardı kavak, Yağmur yağar ufak ufak. Kör olasın Bekir hoca, Ağzımdaki kurşuna bak. Di kalk Mamoş di kalk, di kalk Başımıza yığıldı halk. Dışkapıyı araladın, Ah bahtımı karaladın. Kör olasın Bekir hoca, Mamoş'uda yaraladın. Di kalk Mamoş di kalk, di kalk Başımıza yığıldı halk. Mamoş paltonu tutayımmı? Hayrın için satayımmı? Mezarında boş yer varmı? Ben'de gidip yatayımmı? Eyvah Mamoş, eyvah Mamoş Tabib getir imdada koş. Malatyalı Kalender Kaynak: Mehmet ÖZBEK Folklor ve Türkülerimiz Ötüken Neşriyat, İstanbul 1994 | |||||||||
| SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... ![]() ![]() ![]() LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] | ||||||||||
| | ![]() |
![]() | ![]() |
| SİTE SAHİBİ ![]() Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,882
Rep Gücü: 29432 Rep Puanı: 12527 Rep Seviyesi:
Ettiği Teşekkür: 195
298 Mesajına 400 Kere Teşekkür Edlidi
Level: 76 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 2833 / 2833 | Sazalca yıllar önce Türklerle Rumların birlikte yaşadığı bir köydü. Denegide' de (Yeşilburç) Hakkı adında değirmencilikle uğraşan yiğit bir Türk oturuyordu. Hakkı her gün değirmene gidip gelirken gördüğü Despina adlı bir Rum kızına aşık olur ve birbirlerini çok severler. Fakat din ayrılığı iki aşık için büyük bir sorun olur ve Hakkı ile Despina kaçmaya karar verirler. Bu durumu duyan Rum gençleri Hakkı' yı dövmek için plan yaparlar. Hakkı'nın yanında çalışan Rum genci bu planı duyar ve Hakkı'yı haberdar etmek ister ama geç kalmıştır. Tam bu sırada 5,6 Rum genci değirmenden içeri girer ve Hakkı' yı dövmeye başlarlar. Hakkı bir yolunu bulur ve değirmenden kaçarak Despina' nın yanına gider. Hakkı Despina'yı da alarak Bor'da ki halasının evinde saklanırlar. O devirlerde Rumlar çok şımarık,sarayda ve Niğde meclisinde sözleri geçen bir topluluktur. Rumlar Hakkı' ya çok kızmış,onun yakalanması ve cezalandırılması için var güçlerini ortaya koymuşlardı. Sonuçta iki aşık saklandıkları yerde yakalanır ve Hakkı hapse atılır. Zamanın güçlü ağaları Hakkı'yı hapisten kurtarır ve aşıklar tekrar gizli gizli buluşmaya başlarlar. Hakkı'nın arkadaşları bu işe çare bulmak için Adana'ya giderek hükümet adamları ve zamanın Kadısı ile görüşüp onları ikna ederler. Hakkı bu görüşmelerden cesaret alarak Despina' yı bu defa Adana'ya kaçırır ve orada nikahları kıyılır. Rumlar bu olaya çok kızarlar ama artık yapacakları bir şey kalmamıştır. | |||||||||
| SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... ![]() ![]() ![]() LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] | ||||||||||
| | ![]() |
![]() | ![]() |
| SİTE SAHİBİ ![]() Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,882
Rep Gücü: 29432 Rep Puanı: 12527 Rep Seviyesi:
Ettiği Teşekkür: 195
298 Mesajına 400 Kere Teşekkür Edlidi
Level: 76 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 2833 / 2833 | Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne ***ürür. Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış. Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür. Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır. Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur. Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler Annesinin bir tanesini hor görmesinler Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim Babamın bir atı olsa binse de gelse Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse Kardeşlerim yolları bilse de gelse Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim | |||||||||
| SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... ![]() ![]() ![]() LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] | ||||||||||
| | ![]() |
![]() | ![]() |
| SİTE SAHİBİ ![]() Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,882
Rep Gücü: 29432 Rep Puanı: 12527 Rep Seviyesi:
Ettiği Teşekkür: 195
298 Mesajına 400 Kere Teşekkür Edlidi
Level: 76 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 2833 / 2833 | İzmir'in Kavakları Yöre:Ödemiş Çakıcı Efe Ege Bölgesinde halkın dilinde dilden dile efsaneleşen bir kahramandır. Osmanlı’nın son zamanlarında devlet iradesinin iyiden iyiye kaybolduğu yıllarda (1800-1900) halk kendi kahramanlarını, kendi kurtarıcılarını çıkarmıştır. Kimileri bu boşluktan yararlanarak zalimlikler yapmışlar kimileri de adalet dağıtan güçlü yürekli halk kahramanı olmuşlar. Bu devirde Ege Bölgesinde’de Efelik çok meşhurmuş. Çakıcı Efe de İzmir, Denizli, Aydın civarında hüküm sürmüş bir Efe’dir. O zamanlarda yaşadığı bölgede o kadar güçlenmiş ki Osmanlı ile egemen olduğu bölge konusunda resmi anlaşma yolları bile aramıştır. Çakıcı çoğu zaman dağlarda, kimi zamanda halkın yanına inerek zalimi durdurmuş, adalet dağıtmış, zenginden alıp fakir vermiştir. Bu sebeple halkın gönlünde de taht kurmuştur. Cesur hareketleriyle halkın gözüne girmiştir. Kimi zamanda düşmanla işbirliği yaptığı söylentisi çıkmışsa da halk onu hep sevmiş ona yapılan bu türküyle ismi ölümsüzleşmiştir. SÖZLERİ İzmir’in kavakları, Dökülür yaprakları. Bize de derler Çakıcı. Yar fidan boylum Yakarız konakları. Servim senden uzun yok, Yaprağında gözüm yok. Kamalı aa zeybek vuruldu. Yar fidan boylum Çakıcı’ya sözüm yok. | |||||||||
| SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... ![]() ![]() ![]() LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] | ||||||||||
| | ![]() |
![]() | ![]() |
| SİTE SAHİBİ ![]() Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,882
Rep Gücü: 29432 Rep Puanı: 12527 Rep Seviyesi:
Ettiği Teşekkür: 195
298 Mesajına 400 Kere Teşekkür Edlidi
Level: 76 [ ![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 2833 / 2833 | Dillerden düşmeyen türkülerimizden birisi de "Bir Cigara İç *****" dır. Bu türkü de Siverek'e ait yer adları, yörenin şivesi ve deyimleri bulunduğu için başka yörelere mal edilmesi mümkün olmamıştır. Siverek'in meşhur mevkiilerinden Hacı Pınar düzünde dükkanı olan Bakkal Mahmud'un güzel mi güzel bir kızı vardır. Olayın yaşandığı dönemde Siverek'te bulunan Süvari alayında askerlik görevini yapan bir genç Hacı Pınarındaki Bakkal Mahmud'un dükkanının önünden geçerken, babasına yardım için dükkanda bulunan kızı görünce mıhlanır kalır. Gözü kızdan başka birşey görmez olur. Kız da bunun farkına varır. Asker bundan sonra sık sık alışveriş bahanesi ile oradan gelir gider. İki genç birbirine vurulmuşlardır. Gençlerin tavırları komşularının da dikkatini çeker. Kizin babası da işin farkına varır. Asker kızı babasından ister. Ancak bu yabancı gence verecek kızı yoktur babanın. Kız derdini türküye döker ve *****a "Şimdi söyleyeceklerini duyunca üzülmemesi için", "Bir cigara(sigara) iç *****" iç ki üzüntün biraz azalsın, "Gel kapıdan geç *****", "Beni sehen(sana) vermezler" boşuna uğraşma beni sana vermezler der. Bu sevdaya dayanamazsın ,erimeni ve yıkılmanı istemiyorum. "Bu sevdadan geç *****" diye sevdiğinin umudunu kesmesini ister. ***** ise, içindeki sevda ateşini "Hacı Pınar'ın düzü, felek ayırdı bizi" deyip kızı vermeyen anne babayı feleğe benzeterek sitemini dile getirir. "Bakkal Mahmud'un kızı, yaktı yandırdı bizi" dizeleriyle bu sevda ateşinin yüreğini yakıp kavurduğunu dile getirir. Kız ise *****ın kendisine de sitem ettiğini sanarak "***** seni seviyem, kimselere demiyem" diyerek *****a sevdalı olduğunu belirtir. "Anam babam vermiyor da onlara edemiyem" sözleriyle, istemeyenin kendisi olmadığını, anasının babasının vermediğini ve onlara da gücünün yetmediğini anlatmaya çalışmaktadır. Nihayet babasının kızı vermeyeceğini anlayınca kızla anlaşarak kaçmaya karar verirler. Sözleştiği bir gece kızı atına attığı gibi kaçırır ve kendi memleketine ***ürür. Araya yıllar girer. Çoluk çocuk derken barışırlar. Daha sonra Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesine yerleşirler. Hayatlarının sonuna kadar burada yaşarlar. Bir Cigara İç ***** Bir cigara iç ***** Gel kapıdan geç ***** Beni sehen vermezler de Bu sevdadan geç ***** di gel gel ***** seni seviyem Kimselere demiyem Anam babam vermiyor da Onlara edemiyem di gel gel Hacı Pınar'ın düzü Felek ayırdı bizi Bakkal Mahmud'un kızı da Yaktı yandırdı bizi di gel gel Kekliğim avla beni Dağlara salma beni Gece yanında uyut Gündüzler bağla beni di gel gel | |||||||||
| SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!... ![]() ![]() ![]() LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ. [Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] | ||||||||||
| | ![]() |
![]() |
post #8 ( |