Turkyildiz.com - Program indir, film download, program download, oyun download, uydu, türksat 'a Hoş Geldiniz
Bu Foruma yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız.
Üye olmayanlar Boardumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz, Mesaj yazamaz, Konu açamaz, Eklenti indiremez. Boardumuzu tam anlamıyla kullanmak için Üyelik şarttır ve kesinlikle üçrete tabii değildir...

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 06-01-2008
SİTE SAHİBİ
 
ares.42 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jan 2007
Mesaj: 16,884
Tecrübe Puanı
Rep Gücü: 29438
Rep Puanı: 12531
Rep Seviyesi: ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute ares.42 has a reputation beyond repute
Tesekkür Sayısı
Ettiği Teşekkür: 196
300 Mesajına 404 Kere Teşekkür Edlidi
Üye Aktifliği
Level: 76 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Life: 2833 / 2833
** **** **
Magic: 5628 / 10323
** **** **
Experience: 55%
** **** **

Varsayılan Tarih Boyunca Asker ve Ordu Kimliği

ASKER-DEVRİM-DARBE

Tarih Boyunca Asker ve Ordu Kimliği

Devrimler, tarihin lokomotifidir. Sümer öncesi dönemlerden bugüne kadar geçen 7000 yılda, tarihi oluşturan “politik” ve “tarihsel” devrimler, belli sınıfsal ve toplumsal temellere dayanmıştır. Yapılan her devrime önderlik eden bir kuvvet vardır. Bu kuvvet, gerek oluşturduğu ittifaklar, gerekse iktidara geldikten sonraki karakteri açısından, tarihsel kökleriyle incelenmelidir. Çünkü her yapılan hareketin tarihte belli bir dayanağı vardır. Sorunlar yalnızca, o tarihlerdeki sosyal sınıfların üretim ilişkilerindeki ulaştıkları konumları ile açıklanabilir.

Bizim ülkemiz de, Sümerlerin Anadolu’ya gelip ticaret çağını açtıkları günden beri, yani yaklaşık 5000 yıldır, devrimler ve gerilemeler ile kavruluyor. Bu ileriye ve geriye gidişlerde en çok tartışılan ve konumu doğru olarak tespit edilemeyen kesim ise, “ordu”dur.

Şunu öncelikle belirtmekte yarar vardır ki, tarihimizin bütün gelgitlerine iki güç önderlik etmiştir:
Sivil gençlik,
Ordu gençliği.
Bu iki dinamik güç, hep ilerici rol oynamışlardır. Köhneleşmiş, toplumdaki iktisadi-siyasal meselelerde ayak bağı olmuş iktidar, hep bu ikilinin önderlik etmesiyle yıkılmıştır. Bundan dolayı, bugünkü sorunlardan kurtulmanın yolu da, yine bu iki akımı doğru yönde mücadeleye sevk etmekten geçmektedir.

Yazımızın konusu olan ordunun, yakın tarihimizde yaşanmış darbe-devrim ikilemindeki rolünü iyi değerlendirebilmek için, Osmanlı ve öncesi Türk uygarlıklarının niteliğini ve ordumuzun yine bu koşullarda nasıl bir misyon yüklendiğini incelememiz gerekmektedir. Ayrıca dünya genelinde, gerek Batı gerekse Doğu uygarlıklarında, askerin yani silahlı birliklerin durumunu, bizim askerimizle karşılaştırmak, faydalı olacaktır.

Öncelikle, bizim “ordu” derken bahsettiğimiz, o sosyal kurumun içinde yer alan gençlerdir. Yoksa birkaç üst kademedeki yüksek rütbeli kişileri değerlendirmek, bizi hataya ***ürür. Her zaman, çoğunluğu ve dinamik olanı esas almalıyız. Bu sebeple, ordudan bahsettiğimizde de, ele alınacak olan kesim, “üniformalı gençlik”tir. Aynı şekilde, üniversite dediğimiz zaman da, aklımıza gelecek olan “sivil gençlik”tir. Devrimlerimizin itici önderleri, bunlardır. Ancak bu önderlik, yalnızca pratikteki “vurucu güç” açısından olan liderlik gücüdür. Yoksa, yapılacak olan her devrimin pusulasını burjuva, küçük-burjuva, sosyalist vb. kelimeler ile nitelemeliyiz. Yapılacak olan her harekette bulunan “özgüç”, “yedek güç” ve “vurucu güç” tanımlamalarını iyi tahlil etmeliyiz. Ordu, burada “vurucu güç” kavramı içerisinde değerlendirilebilir.

Türk Tarihinde Ordu

Tarihte bir uygarlığı yıkan, yıkılan uygarlık içindeki hakim güce ayakbağı olan, ondan bir alt düzeyde
sayılabilecek olan sosyal sınıftır. Tüm dünyada olduğu gibi, Türk uygarlıkları tarihinde de, bu durum böyle olmuştur.

Türk tarihinin başından beri, Oğuzlardan Osmanlılara kadar, ülkenin her sosyal tabakası silahlıdır. Çünkü, bizim 7000 yılı öncesi “ilkel sosyalist” geleneklerimiz, çok kuvvetlidir. Türklerde “ordu-millet” anlayışının temel ekseni de buradadır. Oğuzlarda hiç kimse birbirine “kul köle” değildi. Çünkü derebeyileşme, daha yeşermemişti. Herkes, tepeden tırnağa kadar silahlıydı. Osmanlı Devleti, işte bu gelenekten gelen insanlarca kuruldu. Devletin kurucuları, “silahlı” oldukları için memleket denilince de akla “silah” geliyordu.

Osmanlı devletinin yöneten ve yönetilen adında iki tabakası vardır. Yönetilene “reaya” deniyordu. Bu kesimler, daha çok tarım-hayvancılık gibi işlerle uğraşıyordu. Yöneten kesim ise “Seyfiyye-İlmiyye-Mülkiye-Kalemiye” olarak adlandırılmıştı. İşte bu yöneten kesimin hepsi, eski geleneklerde yer alan köklere bağlı kalarak “silahlıydılar”. Osmanlı bu şekilde büyüdü ve imparatorluk kurdu. İşte modern kapitalizm çağında da bu silahlı birliklere “ordu” ismi verildi.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı da eserlerinde şu görüşleri dile getiriyordu:

“Anadolu'yu açan Horasan erlerimiz yedisinden yetmişine kadar ordulaşmış oymaklardı. Ondan sonraki yerleşmeler bu vasfımızı millileştirdi. Türkiye'mizin tarihi, Osmanlı Gazileri'nin Bizans derebeylerini yok etmesiyle başladı. Tekfur topraklarına düzen vermekle işe girişildi. Buna DİRLİK DÜZENİ denildi. Dirlik düzeninde toprağın 'rekabesi' (mülkiyeti) padişaha bile değil, Müslümanların Beyt-ül Mali'ne düşüyordu. Toprağın işletilmesi adil bir iş bölümüne ve adil bir gelir taksimine dayanıyordu. Besledikleri boğaza göre mesahası tayin edilmiş toprağın üzerinde, hür köylüler ekincilik yaptılar. İsrafı haram bilen ülkücü ilpler (Türk gazileri) iç düzeni denetleyip, dış emniyeti sağladılar. Köylülere 'çiftçi', ilplere 'dirlikçi' adı verildi. Dirlikçiler: ordu-devlet, çiftçiler: dirlik halkı idiler. Bu ikiye bölünmüş iş zümresinin arasına hiç kimse giremezdi. Onun için Türk Milleti'nin bütününe 'ordu-millet' tabir edildi.”

Ancak “dirlik” düzeninden “kesim” düzenine geçildiğinde “mültezimler” belirdi. Böylece ülkemizde feodalizm başlamış oldu.

Peki bizde böyle “barbar” kimliği taşıyan ayakbağı sınıfın uygarlıları alt üst edişleri yaşanırken Batı’da durum nasıl gelişiyordu?

Batı Tarihinde Ordu

Tabi ki Batı’da da medeniyetler “barbar” gelenekten gelenlerle oluşuyordu…

Türkiye’de Osmanlı imparatorluğunu nasıl ki “ilkel sosyalist” gelenekten gelenler kurmuşsa Batı medeniyeti de şövalyeler tarafından kurulmuştur. Ancak onlarda, bu silahlı birlikler, modern kapitalizm başladığında büyük bir devrimci hamle ile yok edilmişlerdir. Eski derebeyi düzenindeki sosyal sınıfları dümdüz etti ve egemenliğini kurdu. Artık Batı’da ordu, vurucu ve söz sahibi ordu olmaktan çıkmıştır. 1961 senesinde Fransa’da De Gaulle “Fransa’da hiçbir devrim ordu tarafından yapılmamıştır.” demiştir. Çünkü Batı orduları ya derebeyi düzeni ile birlikte yok edilmiş ve devrimci rol oynayan “barbar” geleneği kalmamıştır. Ya da burjuva-gerici sistemin maşası durumuna getirilmiştir. Ancak bizim ülkemizde ordu gençliğinin rol almadığı sosyal ve tarihsel devrim hemen hemen yok gibidir. Gençlik ile birlikte ordu vurucu güç durumundadır.

Ordu Üzerine Yapılan Yanlış Tahliller

Bugün bizim II. Cumhuriyetçi ideologların anlayamadıkları sosyal gerçekliğimiz budur. Onlar Batı’ya şartsız ve koşulsuz bağlandıkları ve sözde modern ders kitaplarında sınıflar diyalektiğini öylesine yanlış öğrendikleri ve öğrettikleri için ordunun darbe-devrim ikilemindeki yerini tespit edemiyorlar. Bizde ordunun ilerici rol oynayabileceğini tahmin edemiyorlar.

Diğer bir kesim ise, orduyu “egemen güçlerin baskı aracı” olarak gören sahte sol çevrelerdir. Ancak olaya dikkatli baktığımızda liberal akımlarla olan ortak özelliklerini görürüz. Her iki akımda ezilen ulusların sömürülmesini isteyen, dar kalıplar dışına çıkamayan, sözde Ermeni soykırım yasalarını destekleyen sözümona “Avrupa sosyalistleri”ni örnek alırlar. Tam bağımsızlık onurunu bilmeyen bu “bir eli yağda, diğeri balda” ideologların finans kaynaklarına ve finans elde etme yolarlına baktığımızda olayı açık ve net olarak kavrarız.

Osmanlı Son Dönemi Askeri Hareketler

27 Mayıs ile başlayan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki devrim-darbe ikilemine geçmeden önce Osmanlı son dönemindeki vatanı büyük bir Kuvayı Milliye hareketine hazırlayan sosyoekonomik koşulları incelemek gerekmektedir.

Batı’da modern kapitalizm başladığı günden bu yana dünya üzerindeki tüm devrimlerde ordu yıkılacak olan uygarlığın emrindendir. Ancak ihtilal başladığında ordunun bir kısmı yıkıcı gücün emrine geçer ve başarı böyle kazanılır bu durum eşyanın gereğidir. Nasıl ki devrimci hareketler sivil gençlik üzerinde etkili olabiliyorlarsa, onları saflarına çekebiliyorlarsa, ordu gençliği bu durumdan neden etkilenmesin?

Türk ordusu gelenek olarak, “halk ordusu” niteliğindedir. Tarihten beri, Kuvay-ı Milliye hareketi başta olmak üzere tüm hareketlerimizde bu niteliği görürüz. Erkeğinden kadınına, ******ndan yaşlısına kadar herkes ordusuna destek vermiştir. Kuvay-ı Milliye’den önce 1908 devrimini ordu açısından incelemek Kuvay-ı Milliye hareketi’ni ve sonrasını anlamamızı kolaylaştıracaktır.

Sovyet devrimi’nin önderi Lenin, 1908’i şöyle değerlendiriyor:

“Örnek olarak 20. yüzyıl devrimleri alınırsa, Portekiz ve Türk devrimlerini burjuva devrimleri olarak kabul etmek besbelli kaçınılmaz bir şey olacaktır. Ama bu devrimlerin her ikisi de “halk” devrimi değildir; çünkü halk yığınları, halkın geniş çoğunluğu, kendine özgü ekonomik ve politik taleplerle, aktif, bağımsız ve hissedilir bir biçimde, bu devrimler içinde görünmezler. Buna karşılık, 1905-1907 Rus burjuva devrimi, Portekiz ve Türk devrimlerinin, zaman zaman kazandıkları kadar “parlak” başarılar kazanmış olmaksızın, söz ***ürmez bir biçimde “gerçek bir halk” devrimi oldu. Çünkü halk yığınları, halk çoğunluğu, halkın baskı ve sömürü altında bunalmış en derin “aşağı” toplumsal tabakaları, kendiliklerinden ayaklanmış ve devrimin bütün gidişi üzerinde, kendi isteklerinin, yıkılmakta olan eski toplum yerine kendi gönüllerince yeni bir toplum kurma girişimlerinin izini bırakmışlardır.”

Aynı şekilde 1908 devrimi’nin Türkiye’de yerli finans kapitalin iktidarı sayabiliriz. Bu ortamı hazırlayan gelişmeler ise şöyle sıralanabilir:
1839 Balta Limanı Anlaşması,
1849- Şirket-i Hayriye kurulması,
1854-1856 Kırım Savaşları- Osmanlı’nın emperyalist sisteme bağlanışı.
Bu yılları, Dr. Hikmet Kıvılcımlı şu şekilde özetliyor:

“Böylece, Türkiye ilk Meşrutiyet Hürriyet Devrimini yapıncaya kadar, bir yandan 52 yabancı Finans-Kapitalist müessese gelmiş Türkiye'nin çeşitli ekonomik alanlarına el koymuş. Öte yandan da Düyun'u Umumiye gelmiş... Düyun'u Umumiye nelerimize el koymamış? Hepimiz biliyoruz. Tuzun tekelini almış. Tütünün tekelini almış. İspirtolulardan vergi almış. Balıkçılığı gene vergilemiş. İpek öşürünü almış. Pul resmini almış. Ayrıca tümbaki resmi diye bir şey icat.etmiş. Acemistan'dan gelen tümbekiden gene haraç almış. Temettü vergisinin fazlasını almış. Gümrük temettüünün bir miktardan sonrasını almış. Böylece Türkiye'nin hemen bütün ekonomik alanları yabancı Finans-Kapitalin yüzde yüz mutlak tahakkümü altına girmiş.”

Aynı şekilde Lenin de, bizim Jön Türk hareketini şu şekilde anlatıyor:

“Türkiye’de Jön Türklerin başını çektiği hareket, orduda başarı sağlamıştır. Gerçi bu yarım bir zaferdir, hatta o bile değildir. Çünkü Türkiye’nin II. Nikolası (II. Abdülhamid kastedilmektedir. KY.) ünlü Türk anayasasını yürürlüğe koyma vaadiyle şimdilik durumu kurtarmıştır. Ne var ki bir devrimde böyle yarım zaferler, eski rejimin vermek zorunda kaldığı bu gibi acele ödünler, iç savaşın daha geniş halk yığınlarını harekete katan yeni ve çok daha kesin, çok daha sert dalgalanmaların en sağlam güvencesidir.” (Lenin, 23 Temmuz (5 Ağustos) 1908 Dünya Siyasetinde Patlayıcı Maddeler)

Ancak Kurtuluş Savaşı yıllarında ordumuz tamamen bir “Halk Ordusu” niteliğinde olmuştur. Fransa’daki veya İngiltere’deki gibi soylu ailelerin çocukları değil yoksul ailelerin çocukları katılmıştır bizim ordumuza. Ülkenin işgali altında olduğu emperyalizm-kapitalizm cephesi yarılmıştır. Ordumuz bağımsız yaşamanın simgesi olmuştur. Karakteri eskilerden gelen “ilkel sosyalist” yönünü ortaya koymaktadır.

İşte ülkemizde cumhuriyet öncesi iki sosyal uyanışta -1908 ve 1923- ordumuzun “vurucu güç” rolünü görüyoruz. Birinde mali oligarşi ve plütokrasi(zenginlerin iktidarı) iktidara getirilmiştir. Diğerinde ise mali oligarşi ve plütokrasi iktidardan uzaklaştırılmıştır. Çünkü bizim Kuvay-ı Milliye geleneğimize önderlik eden Mustafa Kemal, emperyalizmin, kapitalizmin sömürge ülkelere “sermaye ihracı” ile “nüfuz bölgesi” oluşturma amacı güttüğünü sağlam bir şekilde tespit etmiş ve ordumuzun devrimci geleneğini bu yöne sevk ederek doğru bir “strateji” ve “taktik” izlemiştir.

Genel olarak orduyu değerlendirirsek, Batı toplumlarında ordu şirketlerin ve emperyalist-kapitalist sistemin emrinde olan faşist yapılardır. Son yıllarda sıkça duyduğumuz “profesyonel ordu” söylemi bu tespiti kanıtlamaktadır. Irak’taki gerici savaşta, ABD askerlerinin para için orduda yer aldıklarını açıklamaları, kapitalizmin eseridir. Ancak bizim ülkemizde tarihi geriden izleyişimizin bize bahşettiği “ilkel komünal” reflekslerimiz ordumuzda etkili olduğundan, bizim askerimiz gerici değildir. Ancak bu durum ordunun sosyal sınıf pusulasından eksik olduğu gerçeğini değiştirmediğinden ordumuz faşizme de gidebilir devrimci düşünceye de…

Günümüzde Ordu

Ordumuz Kurtuluş savaşı’ndaki “halk ordusu” karakterini cumhuriyet tarihi boyunca yitirmeye başlamıştır. Şüphesiz bunda ülkemizin dünya diplomasisi içerisinde yer aldığı cephenin büyük payı vardır. Çünkü bizim erlerimiz hala büyük bir vatanseverlik aşkı ile görevlerini yapmaktadırlar. Ancak ülkemiz II. dünya paylaşım savaşı sonrasında emperyalist-kapitalist Batı cephesinde yer almayı tercih etmiştir. Bu seçimde etkili olan önemli gelişmeler şöyle sıralanabilir:
Sovyetler’de iki Gürcü profesörün Kars ve Ardahan’ın SSCB topraklarına katılması gerektiği yönünde yazısının, bilinç bir biçimde CİA analistleri tarafından Türkiye’de SSCB’nin resmi görüşüymüş gibi duyurulması,
SSCB’nin boğazları ele geçirmek istediği yönünde topluma medya aracılığı yanlış bilgi verilmesi,(Montrö’de SSCB boğazların Türk tarafına verilmesini savunmuştur.)
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Truman Doktrini, Marshall yardımları vb. atılımlarla Türkiye’de ABD hayranlığı yaratılması.
Bu politik şartlar altında ordumuz da kanını emperyalistler lehine Kore’de dökerek NATO ile mükafatlandırılmıştır(!). Ordumuz da halen NATO ordusunu kimliğini korumaktadır. Bu gibi yapılanmalardan acilen çıkılmalıdır.

Yakın Tarihimiz

Cumhuriyet yılarlımızda ordumuz kökeninden gelen özelliklerle, bazen devrimci bazen de karşıdevrimci öğeler barındırmıştır. İçerisinde bulunan bu öğelerden hangi kesiminin etkin güç olduğuna yapılan hareketin de niteliği değişmektedir. Ancak ordu geleneği gereği bir “vurucu güç”tür ve sosyal sınıflar pusulasından yoksundur. Bu nedenle, orduyu mücadeleye sokan kesimin niteliği ile zaferden veyahut yenilgiden sonra vaziyeti sahiplenecek olan kesimin sınıfsal, iktisadi ve toplumsal özellikleri eski rejimin yerine gelen yenisin devrimci-karşıdevrimci yönünü belirlemiştir.

Yakın tarihimize kısaca baktığımızda, 27 mayıs’ı üniversite desteklediği için ilerici, 12 Mart ile 12 Eylül’ü ise yerli ve yabancı finans-kapital odakları desteklediği için, gerici olmuştur. Bu sıçramalar arasında yaşanan 21 Mayıs ve 9 Mart olayları ise bizim geçmişten ders almamız için öğrenilmeyi gerekli kılan önemli sosyal olaylardır. 12 yıl CIA ajanlığı yapan Philippe Agee şu sözleri söylemektedir:

“Faşizmin en büyük destekçisi CIA’dır. Yunanistan, Türkiye, Güney Kore, Filipinler, İran, Endonezya’da CIA duruma müdahale edip faşizmin zaman zaman yerleşmesini sağlamıştır. CIA Türkiye’de siyasi baskı ve işkence yapılmasında başrolü oynamıştır.”


SuskunLuĞum AsaLétimĐendir,Her LaFa VerEceK CEvaBım Var. Ama ßir LafA ßakArım Lafmı Điye, ßird£ SöyLeyene ßakaRım AĐam Mı Điye!...







LÜTFEN..!! AÇTIGINIZ KONULARA (TAGS) EKLEYİNİZ.

[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...]
ares.42 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-2008
• Super Moderator
 
leogs05 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Dec 2007
Yaş: 43
Mesaj: 794
Tecrübe Puanı
Rep Gücü: 1065
Rep Puanı: 258
Rep Seviyesi: leogs05 is a jewel in the rough leogs05 is a jewel in the rough leogs05 is a jewel in the rough
Tesekkür Sayısı
Ettiği Teşekkür: 67
49 Mesajına 57 Kere Teşekkür Edlidi
Üye Aktifliği
Level: 25 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Life: 121 / 609
** **** **
Magic: 264 / 1775
** **** **
Experience: 38%
** **** **

Varsayılan

teşekkürler,emeğine sağlık,gerçekten de askerlik zor zanaat,ulusumuzun savunulmasına katkı koyan tüm güvenlik güçlerimize her zaman başarılar,




aşk olmadan....asla




[Üye Olmayanlar Linkleri Göremez. Üye Olmak İçin Tıklayınız...]
leogs05 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok
vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Mona Lisa'nın kimliği belirlendi Encryption Kültür ve Sanat Haberleri 0 10-03-2008 09:00
Star kimliği kişiyi halktan uzaklaştırıyor Encryption Magazin Haberleri 0 01-03-2008 09:15




1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222